Ana Sayfa | Amaç ve Kapsam | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | İletişim  
2004, Cilt 2, Sayı 1, Sayfa(lar) 023-027
[ İngilizce Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ]
Sekonder Raynaud Fenomenli Hastalarda Homosistein Düzeyleri
Ceyda Kabaroğlu1, Kenan Aksu2, Gökhan Keser2, Fahrettin Oksel2, Işıl Mutaf1, Sara Habif1
1Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Biyokimya Bilim Dalı, İzmir
2Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı, İzmir
Anahtar Sözcükler: Raynaud fenomeni, homosistein, folik asid

Amaç: Raynaud fenomeni, ayak ve ellerde bulunan küçük arterlerdeki kan akımının geçici olarak azalmasıyla karakterizedir. Sekonder Raynaud ise romatoid artrit ve skleroderma gibi kollagen damar hastalıklarına eşlik eder. Arterial hastalıklar ve hiperhomosisteinemi arasındaki ilişki yapılan çalışmalarda gösterilmiş ve hiperhomosisteinemi bir risk faktörü olarak bildirilmiştir. Bu çalışmadaki amacımız, homosistein ilişkili vaskulopati ve Raynaud fenomeni arasındaki benzer patogenezden yola çıkarak, sklerodermaya sekonder Raynaud fenomen'li hastalarda homosistein düzeylerini araştırmaktır.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 20 sekonder Raynaud fenomenli hasta ve 25 sağlıklı kişi dahil edilmiştir. Her iki gruptaki olgulardan bir gece açlık sonrası homosistein, vitamin B12 ve folik asid düzeyleri için kan alınmıştır. Plazma homosistein düzeyleri yüksek preformanslı sıvı kromatografi ile, serum vitamin B12 ve folik asid düzeyleri otomatik immunassay yöntemlerle çalışılmıştır. Sonuçlar ortalama ± standard sapma olarak verilmiştir.

Bulgular: Plazma homosistein düzeyleri karşılaştırıldığında, sekonder Raynaud fenomenli olgularda kontrol grubuna kıyasla yüksek homosistein düzeyleri bulunmuştur (sırasıyla, 12.68 ± 2.78 μmol/L, 9.29 ± 2.54 μmol/L, p<0.05). Serum vitamin B12 düzeyleri iki grup arasında anlamlı fark göstermezken, folik asid düzeyleri hasta grubunda anlamlı düşük bulunmuştur (p<0.05).

Sonuç: Sklerodermaya sekonder Raynaud fenomeni gösteren hastalarda saptanan yüksek homosistein düzeyleri folik asit eksikliğine bağlanmıştır. Bu hastalarda tedavi aşamasında beslenme durumunun gözden geçirilmesi ve hiperhomosisteinemiye yol açabilecek faktörlerin ortadan kaldırılmasının, hastalarda izlenen kardiyovasküler morbidite riskinin azaltılmasına katkıda bulunacağı sonucuna varılmıştır.


[ İngilizce Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ]
Ana Sayfa | Amaç ve Kapsam | Dergi Hakkında | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | İletişim